Pera Özel Eğitim Merkezleri Kurucusu Yener Doğruer, özel eğitim merkezinde dijitalleşme adı altında yapılan uygulamaların eğitimin önüne geçtiğini belirterek, özel eğitim standart bir kamu hizmeti olmadığını, burada kaybedilen zamanın telafisi olmadığını söyledi.
Teknolojinin çocuğun eğitim hakkını güçlendirdiği sürece anlam kazandığını kaydeden Doğruer, “Her çağın kendine özgü bir dönüşümü vardır. Bizim çağımızın adı dijital dönüşümdür. Ancak bir dönüşümün başarısı, yalnızca ürettiği teknolojiyle değil; dokunduğu insan hayatına kattığı değerle ölçülür. Çünkü teknoloji aklın ürünüdür, onu anlamlı kılan ise hukuktur, vicdandır ve insandır.
Kamu hizmetlerinin daha şeffaf, daha denetlenebilir ve kamu kaynaklarının daha etkin kullanılmasını sağlayacak teknolojik gelişmeleri desteklemek hepimizin ortak sorumluluğudur. Bu nedenle Biyometrik Kimlik Doğrulama Sistemi'nin (BKDS) temel amacına karşı çıkmak doğru değildir. Kamu kaynaklarının doğru kullanılmasını istemek kadar doğal bir talep olamaz. Ancak iyi niyetle tasarlanan her sistem, sahadaki sonuçlarıyla değerlendirilir. Bugün özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde tartışılan konu, dijitalleşme değildir. Tartışılan konu, dijitalleşmenin eğitimin önüne geçmeye başlamasıdır” dedi.
Eskiden öğretmenlerin ve uzmanların çocukların gelişimini, bireysel eğitim hedeflerini, aile eğitimlerini ve bilimsel yöntemleri konuştuğunu belirten Doğruer, “Bugün ise günün önemli bir bölümü cihazların çalışıp çalışmadığına, bağlantı sorunlarına, eşleştirme hatalarına ve sistem kayıtlarına ayrılıyor. Bir eğitim sistemi, eğitimcinin dikkatini çocuktan alıp cihaza yöneltiyorsa, orada yeniden düşünülmesi gereken bir durum vardır. Çünkü özel eğitim, standart bir kamu hizmeti değildir. Her çocuk birbirinden farklıdır. Her gelişim öyküsü kendine özgüdür. Kaçırılan bir ders, yalnızca takvimden eksilen bir saat değildir; kimi zaman konuşamayan bir çocuğun ilk kelimesi, yürüyemeyen bir çocuğun ilk adımı, otizmli bir çocuğun ilk göz temasıdır. Özel eğitimde kaybedilen zamanın telafisi çoğu zaman mümkün değildir” diye konuştu.
Özel gereksinimli çocukların eğitim hakkının, yalnızca idari bir hizmet değil; sosyal devlet ilkesinin en güçlü yansımalarından biri olduğunu vurgulayan Doğruer, “Nitekim son günlerde verilen yargı kararı da BKDS'nin uygulanışına ilişkin dile getirilen bazı hukuki kaygıların dikkate alınması gerektiğini ortaya koymuştur. Bu karar, dijital dönüşüme karşı çıkmanın değil; dijital dönüşümün hukuk, rekabet ve kamu yararı ilkeleri gözetilerek yürütülmesi gerektiğini hatırlatmaktadır” dedi.
Uygulamanın gerçekten çocukların okula gelip gelmediğini mi denetlediğini, yoksa çocukların eğitim alıp almadığını mı denetlediğini soran Doğruer, şunları dile getirdi:
“Çünkü bu ikisi aynı şey değildir. Bir çocuğun kapıdan giriş saatini saniyesi saniyesine kayıt altına almak mümkündür. Ancak aldığı eğitimin niteliğini, gelişimini, kazandığı becerileri ve hayatına kattığı değişimi aynı hassasiyetle takip edemiyorsak, denetimin merkezini yanlış yere koymuş oluruz. Özel eğitim kurumları bugün hiç olmadığı kadar yoğun bir bürokratik yük altında hizmet vermektedir. Eğitimciler çocukların gelişimine ayırmaları gereken zamanı sistem takibine ayırmak zorunda kalmaktadır. Bunun kazananı yoktur. Ne kamu kazanır, ne kurumlar kazanır, ne aileler kazanır, ne de çocuklar.
Oysa çözüm, çatışmada değil; ortak akıldadır. BKDS elbette geliştirilmeli, kullanılmalı ve kamu kaynaklarının etkin kullanımına katkı sağlamalıdır. Ancak teknik altyapısı tam anlamıyla olgunlaşmadan, güvenilirliği sahada objektif biçimde ortaya konulmadan ve gerekli hukuki düzenlemeler tamamlanmadan tek başına mali sonuç doğuran bir mekanizmaya dönüştürülmesi yeni mağduriyetler oluşturma riski taşımaktadır.
Çünkü mesele bir cihaz meselesi değildir. Mesele, özel gereksinimli çocukların eğitim hakkını hiçbir idari veya teknik sürecin gölgesinde bırakmamaktır. Teknoloji insan için vardır. Özel eğitimde ise teknoloji, çocuğun yerine değil; çocuğun geleceği için vardır.
Dijital dönüşümün gerçek vicdanı, en kırılgan bireyin hakkını koruyabildiği ölçüde vardır.
Özel eğitimde o hakkın adı ise çocuğun eğitim hakkıdır.”