YAŞAM

38 yıllık hasret gazete haberiyle bitti

Gazeteci Cengiz Halil Çiçek'in 38 yıldır aradığı iş arkadaşıyla olan hasreti gazete çıkan haberle sona erdi.

38 yıllık hasret gazete haberiyle bitti


Gaziantep basının duayen ismi Cengiz Halil Çiçek, 38 yıl önce borç aldığı arkadaşını bulmak için sosyal medyada yıllardır yaptığı paylaşımlar haber olarak yayınlanınca arkadaşını buldu. 

Çiçek, pandemi nedeniyle sadece uzakta telefonla görüşebildiği arkadaşını bulmanın mutluluğunu şu cümlelerde dile getirdi: “Yıllardan beri sosyal medyada yaptığım paylaşım ve gazeteci dost Mehmet Boncuk’un bunu haberleştirmesi sayesinde yıllardan beri haber alamadığım arkadaşım Mehmet Şakir Altundağ’a ulaştım, çok mutluyum.”

Cengiz Halil Çiçek, yıllardır aradığı arkadaşı Mehmet Şakir Altundağ ile olan hikayesi 1978-1983 yılları arasında çalıştığı GÜNEYDOĞUBİRLİK ’ten görev yaparken birlikte çalıştığı arkadaşı askere gidince tazminatına almaya gelen kardeşinin zor durumda olduğunu görmesi nedeniyle, aldığı tazminatı kendisine borç olarak vermesi ve yıllarca askerdeki arkadaşına gönderdiği paranın yerine ulaşıp ulaşamadığını öğrenmeye çalışmasıyla biraz daha heyecan uyandırıyor. 
Çiçek, 38 yıllık süreci ve mutlu sonu şöyle anlatıyor: 

“Güneydoğu Tarım Satış Kooperatifleri Birlikleri’nde 15 Aralık 1978 – 15 Mart 1983 tarihleri arasında çalıştım. GÜNEYDOĞUBİRLİK o dönemde, sağladığı istihdam ve Muğla’dan Muş’a, Elazığ’dan Şanlıurfa’ya, Gaziantep’ten Tunceli Ovacık’a kadar geniş bir coğrafyada, bölgede yetiştirilen hemen tüm ürünlerde binlerce üretici ortağa hizmet sunuyordu. Sağladığı istihdam itibarıyla özellikle 1970 - 1980 yılları arasında, siyasette de söz sahibi bir kuruluş haline gelmişti. Ancak, şişkin hem de aşırı şişkin kadrolar nedeniyle, zaman zaman aylarca maaş alamadığımız da oluyordu.
Yine maaş alamadığımız bir dönemde, 1982 Aralık ayının üçüncü haftasında, borcum vardı, 10 bin lira ödeme yapmalıydım ama 10 liram dahi yoktu. Kul sıkışmayınca Hızır yetişmez derler. Teşbihte hata olmaz, benim için de aynen öyle oldu.
Mardin Ömerli’den olup, GÜNEYDOĞUBİRLİK’te çalışan mesai arkadaşım Mehmet Şakir Altundağ askere gitmişti. Kardeşi kıdem tazminatını almak için geldi, parayı muhasebeden alıp odama döndüğümüzde farkında olmadan, “senin yerine Şakir’in burada olmasını isterdim” dedim. Arkadaşımın kardeşi, “hayırdır ağabey” dedi. “Yok bir şey” dememe rağmen ısrar edince, o gün yapmam gereken ödemeyi ifade ettim.
Anında, “ağabeyimin arkadaşı ağabeyimdir” diyerek, paranın tamamını bana uzattı. Almamak için ısrarım ve direnmem fayda getirmeyince içerisinden 10 bin lirayı aldım, kalanını iade ettim, kendisi de kalan parayı alıp gitti.
Bundan birkaç gün sonra GÜNEYDOĞUBİRLİK ödeyemediği maaşlarımızı toplu halde ödeyince, ilk işim PTT’ye gitmek ve Şakir’e havaleyi çıkarmak oldu. 30 Aralık 2021, havale çıkarışımın üzerinden 39 yılın geride kaldığı gün oldu. Fakat parayı Şakir’in alıp almadığının merakı ile 38 yıl boyunca sürekli arayıştayım.
30 Aralık 1982’de havale işleminden bir süre sonra, Tekirdağ Saray’dan bölük mutemedi astsubay olduğunu belirten bir kişi aradı ve Şakir’in başka bir birliğe gittiğini, ancak parayı ulaştıracağını söyledi. O tarihten sonra onca arayıp soruşturmama rağmen Şakir’e ve Şakir ile ilgili bilgiye ulaşamadım. Ömerli’de belediye başkanlığı yapan dayısı başta olmak üzere akrabalarını aradığımda İstanbul’da olduğunu, aynı anda İstanbul’u aradığımda Ömerli’de olduğunu söylediler. İki telefonu aynı anda çevirdim, telefonlar açıldığında soruyu birlikte sordum, aynı yanıtı aldım.
Paylaşımını yaptığım havale alındısını, bir gün Şakir’i veya ailesinden birisiyle karşılaştığımda, kendimden emin olmakla beraber “O parayı havale etmiştim” diye göstermek için sakladım.
Bu vesile ile babamı bir kez daha rahmetle anıyorum. Bir gün annem sandıktaki eşyaları boşaltıp yeniden yerleştiriyordu. Sanırım 1970’li yılların ikinci yarısıydı. Daha önce da aynı işlem yapılırken gördüğüm, gazete kağıdına sarılı beyaz kumaşı aldım ve “bu nedir” diye anneme sordum. Annem de odada bulunan babama sormamı istedi. Sorduğumda babamdan şu yanıtı aldım;
“1950’li yılların sonunda Hakkari’de öğretmenlik görevimi tamamlayıp Adıyaman’a dönerken, Malatyalı bir arkadaşım evine teslim etmem için o halis ipek kumaşı teslim etti. Ancak, Malatya’ya geldiğimde emaneti teslim edeceğim kişilerin taşındığını ve çok araştırmama rağmen adreslerinin bilinmediğini öğrendim. Bir gün olur da arkadaşıma rastlarsam, emanetini hem de sardığı gazete içerisinde teslim etmek için saklıyorum.”
“Bu kumaş böyle giderse lime lime olur” dediğimde, babam, “ben de lime lime olmuş halini teslim ederim” demişti. Demek ki, aileden alınan eğitim, dünyalara bedel. Babama bir kez daha Allah’tan rahmet, anneme sağlıklı, mutlu bir yeni yıl dilerim.
Bunları yıllarca sosyal medyada paylaştım. 30 Aralık 2020 tarihinde yaptığım paylaşımı, Sabah Gazetesi’nden Mehmet Boncuk kardeşim haberleştirince, Posta Gazetesi Adana Bölge Müdürü Serkan Yükselmiş, Altundağ soyadından hareketle Mardin Ömerli’den bir tanıdığına ulaştı ve temin ettiği telefon numarasını bana gönderdiğinde, 38 yıllık arayışımda sonuca ulaştım.


Yaklaşık bir yıldan beri Şakir ile telefonlaşıyoruz ama koronavirüs pandemisi dolayısıyla maalesef yüz yüze görüşemedik, onu da gerçekleştireceğiz. Teşekkürler Mehmet Boncuk, teşekkürler Serkan Yükselmiş, sayenizde Şakir ile dostluğumuz kaldığı yerden devam ediyor.”