6 Şubat depremlerinde Gaziantep'in ilçesinde yıkılarak 51 kişiye mezar olan Furkan Apartmanı davasında, 10 milyon TL kefaletle hakkındaki yakalama kararı kaldırılan sanıklardan Hasan Hüseyin Sever, Birecik Ağır Ceza Mahkemesi tarafından bozulan kararın ardından "Taksirli Ölüme ve Yaralamaya Neden Olma" suçundan tutuklandı.
Nizip'te yıkılan Furkan Apartmanı davasında yapılan duruşmaya, önceki duruşmada 2,5 yıldır firari olduğu davada hakkındaki yakalama kararı 10 milyon lira kefaletle kaldırılan ancak itiraz üzerine Birecik Ağır Ceza Mahkemesi tarafından bozulan kararın ardından tutuklanan sanıklardan Hasan Hüseyin Sever, tutuklu bulunduğu cezaevinden SEGBİS sistemiyle katıldı.
Hakimin savunmasını sorduğu sanık Hasan Hüseyin Sever, 35 yıldır inşaat işi yaptığını, "Taksirle Adam Öldürme ve Yaralamaya Sebep Olma" suçunu işlemediğini iddia ederek, "Furkan Apartmanın yapımında hiçbir şekilde yer almadım. Hatay Dörtyol ilçesinde bulunduğum esnada yıkılan Furkan Apartmanı yapılıyordu. Furkan Apartmanındaki dairelerin bir kısmını kardeşim Abdullah Devrim Sever'den satın aldım. Bu dairelerin satımı için kendisini yetkilendirdim. Nizip'te deprem nedeniyle tek bina yıkılmıştır. Bu binanın yıkılma nedeninin kolon kesilmesi olduğunu düşünüyorum. Furkan apartmanının altında mobilya mağazası vardı. Bilirkişi raporları hakkında yorum yapamam çünkü ben bu inşaatın yapımını üstlenmedim. Kullanılan malzemeyi bilmiyorum. Binanın yıkılmasında herhangi bir müdahilliğim söz konusu değildir. Deprem olduğunda İstanbul'daydım. Yakınlarım tarafından yanlış yönlendirildim. Haksız yere tutuklanacağımı düşündüğüm için yurt dışına çıkmıştım. Sonrasında bu nedenle dönmedim. Beraatimi talep ederim" dedi.
Sanığın avukatı Ali Uçkaç ise, "865 adet ağır hasarlı binadan sadece Furkan Apartmanı yıkılmıştır. Binanın kolonunun kesildği iddia edilen yere doğru yıkıldığı bilirkişi raporlarından ve diğer bilgi ve belgelerden zaten anlaşılmaktadır. Deprem olduğu esnada ilgili Kaymakam bey ile de görüşmüştük. Binada birden fazla kolonun kesildiğini daha önce beyan etmiştik. Önceki kararda kolonun kesildiği ancak kimlerin kestiğinin tespit edilememesi nedeniyle suç duyurusunda bulunuldu. Diğer sanıklar yönünden tanıklar dinlendi. Kolonların kesildiği iddia edildi. Kolonlar ile ilgili belediye görevlilerinin de olduğu dosya açıldı. Geçen celse mahkemece verilen hükmün l nolu ara kararı Birecik Ağır Ceza Mahkemesince kaldırıldı. Mahkemece tarafımıza tanınan güvence bedelini yatırdık. Müvekkil hakkında uygulanan kırmızı bülten evrakının kaldırılmasına karar verildi. Müvekkil daha önce teslim olmaması ile ilgili samimi beyanlarda bulunmuştur. Alpaylar ve Öğütler tarafından kolon kesildiğine ilişkin iddialar olmasına rağmen tutuklama olmamıştır. Dosyada yer alan somut bilgi ve belgelerde müvekkil ile ilgili aleyhe bir delil yoktur. Soruşturma aşamasında müvekkilin konutunda ve işyerinde de aramalar yapılmıştır. Müvekkil hakkında tutuklamaya yönelik değil de ifadesinin alınmasına yönelik yakalama emri düzenlenmiştir. Biz bu aşamada müvekkil hakkında yurt dışına çıkamama adli kontrol tedbirini kabul etmekle birlikte imza atmak şeklindeki adli kontrol tedbirinin uygulanmasını kabul etmiyoruz" dedi.
Duruşma savcısı ise mütalaasında, sanık Hasan Hüseyin Sever hakkında güvence belgesi verilmesine ve güvence belgesinin gereği yerine getirildiğinde yakalama emrinin kaldırılmasına ilişkin ara karar verildiği ancak güvence belgesi verilmesine ilişkin bu ara kararın Birecik Ağır Ceza Mahkemesi'nin 26/12/2025 tarihli ve 2025/786 D. sayılı kararı ile kaldırılmasına karar verildiği, dosyada bulunan deliller doğrultusunda sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunduğu, ayrıca sanığın 2.5 yıldan fazla süredir yakalama kararı bulunmasına rağmen teslim olmaması nedeniyle kaçma şüphesinin bulunduğu, bu nedenlerle sanık hakkında 5271 sayılı CMK'nın 100'ncü maddesinde belirtilen kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve tutuklama nedeninin bulunması ile sanığın üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti dikkate alınarak sanığın tutuklanmasına karar verilmesini talep etti.
Tarafları dinleyen mahkeme heyeti "Suçu işlediği hususunda kuvvetli suç şüphesini ortaya koyan somut delillerin varlığı nedeniyle 14.06.2023 tarihinde hakkında yakalama kararı çıkarılan ve 08.03.2024 tarihinden bu yana da kırmızı bültenle aranan sanığın kaçma şüphesinin bulunması, dosya kapsamında yer alan bilirkişi raporları dikkate alındığında sanık hakkında yargılama sonucunda mahkumiyet hükmü kurulması ihtimalinde sanığa verilebilecek olası ceza miktarı itibariyle tutuklama tedbirinin ölçülü olacağı" görüşüyle sanık hakkında tutuklama kararı verildiğini bildirdi.
