Ocak ayında yönetimiyle birlikte görevden alınarak yerine kayyum atanan Gaziantep Koyun Keçu Yetiştiricileri Birliği Başkanı Osman Türkman'ın Gaziantep Bölge İdare Mahkemesine açtığı dava Ankara'ya alındı.

Kararı sosyal medya hesabından duyuran Türkman, "Tarım ve Orman Bakanlığı binlerce üyesi bulunan ve bu üyelerin oyları ile seçilen Gaziantep Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı olarak beni ve yönetim kurulu üyelerini Ocak ayında görevden alarak yerimize KAYYUM atamıştı. 

Ben de KAYYUM atanması işleminin iptali için Gaziantep Bölge İdare Mahkemesine müracaat ederek dava açmıştım. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesinde açılan ve görülmesi gereken dava Ankara'ya alındı. 

Cevap alamayacağımı bilsem de tarihe not düşmek için yine de sorayım; Gaziantep K.K.Y. Birliği Gaziantep'te, yönetim kurulu üyelerinin hepsi Gaziantep'te ikamet ediyor, Gaziantep'te Bölge İdare Mahkemesi de var, dava da Gaziantep Bölge İdare Mahkemesinde açıldı, peki Dava Neden Ankara'ya alındı? Bir diğer soru da dava ile ilgili Ankara'dan bir Bakan Yardımcısı Gaziantep Adliyesini aradı mı? 

Dün ne dediysem aynı duygu ve düşüncelerdeyim. Aynı kararlılıkla yanlışlara ve haksızlığa karşı gücümün yettiğince bu ülke hayvancılığı için mücadele etmeye devam edeceğim" dedi.

 

Türkman, "Konuyu ve gelişmeleri bilen biri olarak aklımda geçenleri yazmak yerine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 06.03.2018 tarihinde Yargıtay’ın 150. Kuruluş Yıldönümü Sempozyumu’nda yaptığı konuşmayı hatırlattı.

Türkman'ın paylaştığı Cumhurbaşkanı Erdoğan'a ait konuşmanın söz konusu bölümü:

"Hazreti Mevlana'ya göre 'ağaçlara su vermek adalet iken, dikene su vermek adaletsizliktir' diyor. Her su emen kökü suladığınızda adil davranmış olmuyor, tam tersine adaletin ruhuna aykırı hareket ediyorsunuz demektir. Zalimi 'üzerine düşen görevi yapmayan' olarak tarif eden Hazreti Mevlana'nın anlayışında adalet dağıtmayan savcı ve hakim de zalimler sınıfına giriyor. Devleti yönetenlerin yaptığı adaletsizlik en azından hukuk yolu ile telafi edilirken, yargının sebep olduğu adaletsizliğin telafisi yoktur. Bunun için de adalet rahmet olarak görülür, yani ilahi bir önem atfedilir adalete. Eğer bir ülkede halk bunalmış ve ellerini semaya açarak adalet çığlığı atar hale gelmişse oradaki yargı sisteminde bir sorun var demektir. Rabbimiz insanoğluna adalet duygusunu ve bunu sağlayacak saikleri insanlar bu hale düşmesinler diye vermiştir. Mazlumun ahının arşı titrettiğine iman eden insanlar olarak adaleti kaybettiğimizde her şeyimizi kaybedeceğimizi bilmek zorundayız. Bugün dünyada insanların en çok eziyet çektiği, canının yandığı, yüreğinin dağlandığı yerlere baktığımızda istisnasız tamamında adalet mekanizmalarının işlemediğini görürüz. Bu meselenin ırkla, renkle, refah düzeyiyle ilgisi yoktur. Kimi toplumlar var ki, hayat düzenleri gayet mütevazi olmasına rağmen sağlam adalet işleyişine de sahiptir. Kimi toplumlar da var ki, zenginlikte herkesi geride bırakmış olmalarına karşılık orada adaletin esamesi okunmaz. Bunun örneklerini dünyamızda yaşıyoruz. Bunun için biz hukuk, hukukun üstünlüğü, hukuk devleti gibi kavramlara ve bunların hayata geçirilmesine çok büyük önem veriyoruz"