Gaziantep Ticaret Odası Başkanı Tuncay Yıldırım, belediyelerin esnafın iştigal alanlarına el atması, arsalardaki DOP payının yüksekliği, Suriyeler ve fıstık konusunda sert konuştu. Yıldırım, “Böyle yaparsanız, yarın seçim zamanı kapısını çalacağınız esnaf bulamazsınız” dedi.

Gaziantep Ticaret Odası Başkanı Tuncay Yıldırım, yaşanan gelişmeler ve şehrin artan yükünden yorulduklarını söyledi. Meclis üyeleriyle birlikte gazetecilerin karşısına çıkan Yıldırım esnafın ve kentin sorunlarına yönelik dikkat çekici bir açıklama yaptı.

Yerel yönetimlerin birtakım aksiyonlar aldığını belirten Yıldırım, “Bayramlık kurban, şehrin bazı nadide ürünleriyle spekülasyon yapacak iyi niyetli hamleler kısa sürede vatandaşın lehine görünse de uzun vadede ciddi sorunlara yol açacaktır. Başta işgücü piyasası olmak üzere ciddi sorunlar beraberinde gelecektir. Çünkü kamu ile rekabet edemeyen işletmeler istihdamı daraltacak ve kapanmak zorunda kalacaktır. Lafın özeti şu ülke genelinde bazı zaman dilimlerinde vatandaşa 40-45 liraya yemek vereceklerini söylüyorlar. Eğer 4 kap yemek 40-45 liraya kar bırakıyorsa buyursunlar buna karar verenler kendi şahsi işletmelerini açıp bu fiyatlarla yemek satsınlar. Yerel yönetimlerimiz, kamu kurumlarımızın temsilcileri kendi adlarına restoran açıp bu fiyatlarla yemek satsınlar biz de kendilerine destek olalım. Burada oluşacak kamu zararı, iyi niyetle yapılacak bu hamleler sonucunda işletmelerin kapanmasına sebep olacaktır. Pahalılığından şikâyet edilen esnafların hiçbiri 40-45 liraya 3 kap yemek satan esnaflar değil. Üzerinde en çok spekülasyon yapılan şehrimizin Avrupa tescilli baklavasıdır. Bugün şehrimizde 200 liraya, 300 liraya baklava var. Meslek lisemizde 600 liraya baklava var. Piyasada 700’e, 900’e baklava var. Hiç kimse bir yerden ürün alması için zorlamıyor. Herkes kendi özgür iradesiyle gidip ürün alabiliyor” dedi.

Son dönemdeki baklava fiyatlarındaki artışın yalnızca fıstığa mal edilmesinin yanlış olduğunu belirten Yıldırım; “Bir kere KDV’den dolayı yüzde 10 fiyat farkı geldi. Bir kere daha söylüyorum, piyasayı en iyi denetleyici ve düzenleyici sistem vatandaşın kendisidir. Ödediği rakamın karşılığına alamıyorsa o işletmeye bir daha gitmez, alışveriş yapmaz. O işletmeye verilecek en büyük ceza budur” diye konuştu.

KİM OLSA BATARDI

Gaziantep’in büyük sorunlarından birisi barınma sorunu olduğunu söyleyen Yıldırım, “Dünyanın hangi metropol kentine bir gece 10 bin kişi indirirseniz emin olun ki o şehir alt yapısıyla, trafiğiyle felç olur. Ancak son 13 yılda ilimizin yöneticileri sayesinde ilimizde dişe dokunur herhangi bir olay yaşanmadan bu sürece gelindi. Ancak bu süreçte şehirde bulunan işyeri sayısında herhangi bir artış olmadı. Nüfus artışına rağmen konut sayısında bir artış olmadı. Bunun maliyeti elbette bir yere yansıtılacaktı. Bizim önerimiz var; bu yaşadığımız deprem nedeniyle ruhsat bekleyenler belediyelerden yanıt alamıyor. Yerinde dönüşüm dosyaları bekletiliyor. Bu şehrin konut stoğunun artırılması için çalışma yapılsa vatandaşlar kendi evine geçecek, binlerce daire de boşa çıkacaktır. Bir başka konu belediyelerin aldığı arsa payları. Malınıza birini ortak ederken en fazla yüzde ellisini verirsiniz. Bugün şehrimizde imara açılan yerlerde belediyelerin aldığı arsa katılım bedeli yüzde 65’e kadar çıkıyor. Yasal sınır en fazla yüzde 45 ama bizde zorunlu bağış adı altında yüzde 65’e kadar DOP payı alınmaktadır. Bu da arsa maliyetlerini arttırmaktadır. Biz kapalı komünist sisteme geçtik de haberimiz mi yok? Bu kadar piyasaya müdahale ediliyor. Belediye ihaleyle arsa satıyor, üst limit yok. Kendilerinin tespit ettiği fiyatların çok üzerinde arsa satışları oluyor. Bu bir gerçek. O zaman serbest piyasa kamuya var, vatandaşa mı yok? Arsa ihalelerine üst limit konulsun, üstüne çıkılmasın. Buyurun belediyelerimiz el atsın konut sorununu çözelim. Herkesin kendi işini doğru yapması lazım. Sonuçta seçim zamanı geldiğinde kapısını çalacağınız esnaf bulamama ihtimaliniz vardır arkadaşlar” diye konuştu.

YANLIŞ YAPANA AĞIR CEZA VERELİM

Yıldırım, “Bu esnaf şehrimizin esnafıdır. Bizim vergisin veren, işini doğru yapan hiç kimseyle bir sorunumuz yok. Eğer satışlarda hile yapan esnaf varsa en ağır cezayı verelim. Hijyen kurallarına uymayan varsa en ağır cezayı verelim, işyerini kapatalım. Normal zamanlarda sattığı ürünü bayram gibi özel zamanlarda iki fiyata satan varsa dolandırıcılık yapıyordur, işyerini kapatalım. Serbest piyasa ekonomisinde şartlar kendisini oluşturur, arz-talep birbirini dengeler. Bize göre en düzgün olan tüccar basiretli ticaret erbabıdır. Bunun dışındaki hiç kimsenin arkasında durmayız. Yanlış yapan esnafımız varsa yine gerekeni biz yapılmasını isteriz ama evine ekmek götürmek isteyen küçük-orta esnafın iştigal sahasına da müdahale olursa sorun çıkar. Bakınız fıstık ile ilgili spekülasyonlarla ilgili, çiftçiye veya komisyoncuya hiçbir faydası olmadı. Sadece spekülatörler kazandı. Önerimiz var; 13 yıldır dile getiriyoruz, Gaziantep fıstığına destekleme verilmesi için her yıl başta Gaziantep Ticaret Borsası olmak üzere hepimiz çağrı yapıyoruz. Destekleme nedeniyle devletin bir kuruş kaybı olmaz, bilakis satışlar kayıt altına alınacağız için devletin vergi geliri artacak. Buradan özellikle iktidar milletvekillerine çağrıda bulunuyoruz. Bizim ürünün Rize’nin fındığından neyimiz eksik? Ya da Gaziantep ülkeye Rize’den daha mı az katkı sağlıyor? Fındığa verilen desteklemenin aynısından fıstığa da istiyoruz. Bu da bizim milletvekillerine çağrımızdır. Şu şehir kendi göbeğini kendi kesen bir anlayışa sahip. Biz kendi göbeğimizi kendimiz kesiyoruz ama bu saatten sonra biz yorulduk. Yo-rul-duk!” şeklinde konuştu.

SOSYAL MEDYADAN İNFAZ YAPMAYIN

Gaziantep’in de ilgili desteklerden faydalanması gerektiğini vurgulayan Yıldırım, “Bu şehirde tarım biterse, bu şehirde hayvancılık biterse, bu şehirde üretim biterse emin olun hepimiz batarız. Hayatı boyunca yanında 2-3 tane sigortalı işçi çalıştırmamış insanlar elindeki cep telefonuyla bir sosyal medya hesabıyla yargı dağıtıyor. Bu şehrin bu kadar aşağı çekilmemesi lazım. Bu şehrin itibarı ne kadar düşerse bu şehrin yöneticisi olan bizlerin ve yaşayan vatandaşların tamamının itibarı düşer. Bayram süresince gördük. Bu şehir bu kadar olumsuzluklarla dile getirilmemeli. Herkesin kendi bireysel sorumluluklarını yerine getirmesi gerekiyor. Yargısız infazlar hem bizim esnafımızı zedeliyor hem de şehrin itibarını yerin dibine sokuyor. Kimse el alemin kesesinden ağalık yapmasın. SGK’mız var, vergimiz var, yeni vergi yükleri geliyor. Herkesi gücü esnafa yetiyor. Zor bir dönemden geçiyoruz, yükü hepimiz paylaşmalıyız. Yalnızca tüccara bu yük verilirse emin olun ki bir süre sonra ne tüccar kalır ne tacir kalır. Onun için herkes kendi işini yapacak. Esnaf, tüccar kendi işini yapacak, belediyeler kendi işini yapacak” dedi.