Bir perde çektim kalbime, özleyince kendimi aralayıp baktığım. Zaman geçtikçe imtihanlar çok olsa da insan mutlu sonu hep bulur.

Öyle derler ya hani. Bazen zaman geçtikçe sanki hayat ileriye değil de geriye doğru gidiyor gibi kimsesizler için. İnsan yürüdüğü yolu bilmez mi hiç? Her attığı adımdan o kadar kendinden eminken...

Şimdi ellerim bomboş, adım adım nereye gittiğini bilmeyen bir kimsesiz bedenim. Nedir kaderin her seferinde yanlış yola çıkarma sebebi?

Bilmezler mi HZ. İbrahim’in de ataları ölmemişken hem öksüz hem yetim kaldığını?

Nedir böyle büyük günaha girmenin nefreti?

Ne içindir tebessüm etmemize engel olmanızın sebebi?

Ruhum ağlarken gözlerim den akıyordu benim hep gözyaşlarım. Oysaki gülmeyi seven bir gözler için yaşamak acı değil, artık her zerrenin yavaş yavaş yok olmasıydı.

Ne dağlar gördüm ne tepeler,

Bir de asfalttan bulutlara uzanmış düzlükler.

Sandım ki yazın güller sarar çehremi,

Kışın nergisler.

Okşayınca yeşilden bedeni,

Avuçlarıma batınca sivri dikenler,

Bir de sel vurunca her yeri,

Kanlı ellerimde kaldı solan nergisler.

Kalbime sardım beni yoktan var edeni, bir de farklı tarihlerde aynı rahme düştüklerimi.

Şimdi toprağa gömdüm çocukluğumu.

Artık bedenim büyüyüp ruhum öldüğüne göre büyümüşüm demektir.