Sabah saatlerinde sosyal medyada dolaşırken gözüme Gaziantep ile ilgili dehşetengiz bir iddia çarptı.
Güya, Büyükşehir Belediyesi görevlilerinin sokaklardan topladıkları köpekleri Hayvanat Bahçesi’ndeki aslanlara yediriyormuş!
Yuh artık demekten başka diyecek bir söz bulamıyorum.
27 yıldır bu şehirde gazetecilik yapıyorum; Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’ni bu süreçte 3 farklı isim yönetti: Celal Doğan, Asım Güzelbey ve halen devam eden Fatma Şahin.
Siyasi görüşleri, davranışları, iş yapma biçimleri farklı olsa da üçünün ortak noktası Gaziantep’in turizmde daha ileriye gitmesi için yapılan çalışmalar oldu.
Celal Doğan, Türkiye’nin en büyük Hayvanat Bahçesi’ni kurdu. Asım Güzelbey de ardından geldiğinde oradaki ekibe dokunmadan çalışmaların daha da ileriye gitmesi için yetkilerini arttırarak çalışmalarına devam etmesini sağladı.
Halen görevde olan Celal Özsöyler ve ekibi dünyanın dört bir yanındaki hayvanat bahçelerinden nadir hayvanları Gaziantep’e getirmek için gece gündüz çalıştı.
Aynı şekilde Fatma Şahin de bu ekibin çalışmalarına sürekli destek oldu.
Ankara’da milletvekilliği ve bakanlık yaptığı dönemdeki ilişkileriyle zaman zaman gümrüklerde ele geçirilen nadir hayvanların Gaziantep’e getirilmesi için seferber oldu.
Hatta Sudan’da Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hediye edilen aslan yavrularını da bu sayede Gaziantep’e getirerek dikkatlerin daha çok buraya odaklanmasını sağladı.
27 yılda bu kentte en çok haber yaptığım konuların başında Gaziantep Hayvanat Bahçesi geliyor.
Sadece benim değil, yaygın basının buradaki temsilcilerin tamamı bu konudaki haberleriyle öne çıkıyor.
Uzatmadan konumuza dönecek olursak, bu yaygarayı koparan ellerinden ekmekleri gittiği için Antep tabiriyle cazgırlık yapıyorlar.
Çünkü….
Eskiden köpekler belediye görevlileri tarafından toplanıp kısırlaştırıldıktan sonra alındıkları yerlere bırakılıyordu.
Çok sayıda ölüme varan köpek saldırısı olunca vatandaşların feryadına kayıtsız kalmayan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın özel ilgisiyle yapılan düzenlemeden sonra belediyeler hayvan barınma merkezleri kurmak zorunda kaldı.
Artık köpekler bakımları yapılıp yeniden sokağa alınmıyor, bu merkezlerde düzgün bir şekilde bakılıyor.
Gaziantep de bu konuda örnek gösterilecek bir merkeze sahip.
Kaldı ki ta 20 yıl önce bile belediyenin köpek barınağı vardı ve orada hayvanlara düzgün bakılıyor, vatandaşlara da sahiplenmeleri için sürekli ilgi çekici çalışmalar yapılıyordu.
İşin aslı, işi gerçekten bir sosyal sorumluluk bilinciyle yapan sınırlı sayıda dernek ve insan haricinde bu köpek işinden beslenen, bunu rant kaynağı haline getiren geniş bir kesim var.
Sosyal medya üzerinden paylaştıkları duygusal videolarla vatandaşların duygularını istismar edip milyonlarca liralık vurgun yapanlar artık köpekler barınaklara alındığı için ekmek kapılarının kapanacağını bildikleri için yaygara koparıyor.
Yaygara da yaygara ha!
Sesi ta Avrupa’dan duyuluyor! Köpekçisi, FETÖ’cüsü, bilmem necisi bir ağızdan türkü çığırmaya başladı.
Özellikle Gaziantep Hayvanat Bahçesi’ne musallat oldular, çünkü ilk modern köpek barınağı Gaziantep’te yapıldı.
Önce “köpekleri öldürüp çöpe atıyorlar” diye iftira attılar, olmadı “Köpek leşlerini konteynırlarda parçalayıp yırtıcılara veriyorlar” dediler.
Yetmedi şimdi de “Köpekleri aslanlara yediriyorlar” diye koro halinde fırtına koparmaya çalışıyorlar.
Dedik ya köpeklerden besleniyorlar!
Yasa gereği çalışan/çalışması gereken kurumları engelleyerek kendi rantlarının kesilmemesi için uğraşıyorlar. Tabi buradan siyasi rant devşirmeye çalışanlar da var!
Gaziantep Hayvanat Bahçesi, Türkiye’nin en büyük, Avrupa’nın da sayılı merkezlerinden birisi.
Yıllardır sürekli ziyaret edip haberler yapıyorum. Orada hiçbir hayvanın eziyet gördüğüne şahit olmadım.
Hayvanat Bahçesi belediyeye bağlı, oraya yılda kaç ton et alındığı, hangi hayvana günlük kaç kilogram et verildiği belli.
Bir de bahsettikleri hayvan aslan!
Beslenme rutini olan, karnı doyduktan sonra bir daha acıkıncaya kadar ağzına hiçbir şey almayan aslanlar tavuk, koyun, inek gibi hayvanların dışında hiçbir eti yemiyor.
Zaman zaman mezbahalardan bağış olarak gelen etlerin veya İl Tarım Müdürlüğü ekiplerinin yaptıkları denetimlerde getirilen etlerin muayeneden geçmeyince imha edildiğini çok iyi biliyorum.
Hatta uzun süre önce batıdaki bazı domuz çiftliklerinden “Size domuz eti verelim, hem koyun, inek etine göre çok daha ucuz” şeklindeki ısrarlı taleplerine rağmen Celal Özsöyler’in “Eti ve onu alacak parayı illaki bulurum ama aslan bulamam. Dolayısıyla sağlıklarını tehlikeye atacak hiçbir yiyeceği ne aslanlara ne de buradaki diğer hayvanlara yedirmem” dediğini de çok iyi bilirim.
Köpeklerin üzerinden rant sağlayan leşçiler, aslanı da kendileri gibi sanıyor olsa gerek iftirada sınır tanımıyor.
İyi ki aslanların bozuk veya kokmuş et yemeyeceğini az çok herkes bilir de bunların cazgırlıkları sadece sosyal medya hesaplarıyla sınırlı kalıyor!
Ayrıca, Gaziantep’teki sokak hayvanları Türkiye’de ilk kez onlara tahsis edilen yüzde 100 özgür bir doğal yaşam alanında hayatlarının geri kalan kısmını geçiriyor.
Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’nin bu çalışması, Türkiye genelinde model bir uygulama olarak yürütülmekte ve birçok şehir tarafından örnek alınıyor.
Ve daha da ötesi hem Gaziantep Hayvanat Bahçesi hem de belediyenin köpek barınağı sürekli ziyarete açık yerler. Buralara insanlar istedikleri zaman gidip beslenme süreçlerini yerinde görebiliyor.
Fatma Şahin’i sever veya sevmezsiniz, siyasetini beğenir veya beğenmezsiniz ama bu alandaki çalışmaları takdire şayan. Çünkü yanında bu işlere kafa yoran, emek veren donanımlı bir ekip var.
Köpekçilere söylenecek tek bir laf var; bırakın bu Haneğin uluğunu!
Gaziantepliler bunu çokça kullanır ki anlamı da “Saçma sapan söz söylemeyin, ahmakça iş yapmayın” anlamlarına gelir!