Gaziantep Forum III’ün sonuç bildirgesi açıklandı. Bildirgede, mezhepsel ayrışmaların aşılması, hukukun üstünlüğünün güçlendirilmesi ve üniversiteler arasında somut iş birliklerinin kurulması çağrısı yapıldı.
Gaziantep İslam Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (GİBTÜ) ile Katar Hamad Bin Halife Üniversitesi öncülüğünde düzenlenen Gaziantep Forum III, İslam dünyasının ortak değerleri ve geleceğine ilişkin önerilerin yer aldığı sonuç bildirgesiyle tamamlandı.
Gaziantep Valiliği, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ve Şahinbey Belediyesinin desteğiyle 21-23 Ekim 2026 tarihlerinde gerçekleştirilen forum, farklı ilim ve düşünce geleneklerinden akademisyenleri buluşturdu. “İslami Müştereklerden Evrensel Vizyona: Yöntemsel Temeller ve Çağdaş Meydan Okumalar” başlığıyla yapılan müzakerelerin ardından yayımlanan bildirgede, 11 temel başlık ele alındı.
ORTAK DEĞERLER ÇÖZÜME DÖNÜŞMELİ
Bildirgenin ana mesajı, İslam dünyasının ortak inanç ve değerlerinin yalnızca tarihsel bir miras olarak korunmasının yeterli olmadığı oldu. Bu birikimin, Kur’an ve Sünnet’in temel ilkeleri doğrultusunda günümüzün sorunlarına çözüm üreten bir düşünce ve eylem anlayışına dönüştürülmesi gerektiği belirtildi.
Dinî ilkeler ile tarih boyunca farklı toplumsal şartlarda gelişen yorumların birbirinden ayrılması gerektiğine dikkat çekildi. İslam düşüncesinin tarihsel mirasının sahiplenilmesi kadar, yeniden değerlendirilmesi gereken yönlerinin de bilimsel bir yaklaşımla ele alınmasının önemi vurgulandı.
MEZHEP FARKLILIKLARI DIŞLAMA GEREKÇESİ OLMAMALI
İnanç esasları ile kelami ve felsefi yorum farklılıklarının aynı düzlemde değerlendirilmemesi gerektiği belirtilen bildirgede, tekfirin, mezhepsel dışlamanın ve ötekileştirmenin Müslümanlar arasındaki ortak zemini zedelediği kaydedildi.
Kendisini İslam’a mensup kabul eden kişilerin, dinin zorunlu esaslarını açıkça inkâr etmedikleri sürece din kardeşliği hukukunun kapsamında görülmesi gerektiği ifade edildi. Yorum farklılıkları, bilgisizlik, zorlama ve dinin ikincil meselelerindeki ayrılıkların tekfir gerekçesine dönüştürülmemesi istendi.
Fıkhî farklılıklar ise İslam düşüncesinin ilmî zenginliğinin bir parçası olarak değerlendirildi. Din, can, akıl, nesil ve malın korunması gibi temel amaçların, fıkhî değerlendirmelerde gözetilmesi gerektiği belirtildi.
ÜNİVERSİTELERE SOMUT İŞ BİRLİĞİ ÇAĞRISI
Bildirgenin yükseköğretime ilişkin bölümünde, İslam dünyasındaki üniversiteler arasında öğrenci ve akademisyen hareketliliğinin artırılması önerildi. Müfredatların karşılıklı tanınması ve ortak araştırma projelerinin geliştirilmesi de öncelikler arasında sıralandı.
Akademik iş birliğinin temenni düzeyinde kalmaması gerektiği vurgulanarak, sürdürülebilir değişim programları ve kurumsal ortaklıklar kurulması çağrısı yapıldı.
ADALET, LİYAKAT VE HESAP VEREBİLİRLİK VURGUSU
Adalet, insan onuru, hayatın korunması, özgürlük, aile ve mülkiyet haklarının ortak insani değerler olduğu belirtilen bildirgede, bu değerlerin toplumsal hayatta karşılık bulması için adil kurumlara ve ahlaki sorumluluğa ihtiyaç duyulduğu ifade edildi.
İslami birliğin, farklılıkları ortadan kaldıran ve gücü merkezine alan bir siyasi anlayışa indirgenemeyeceği kaydedildi. Siyasi ve ekonomik hayatta adalet, istişare, eşitlik, çoğulculuk, şeffaflık, hesap verebilirlik ve liyakat ilkelerinin esas alınması gerektiği vurgulandı.
Kamu yararı ilkesinin de siyasi iktidarların keyfî tercihlerini meşrulaştırmak amacıyla kullanılamayacağı belirtildi. Meşru eleştiri imkânlarının ve siyasi muhalefetin korunmasının önemine dikkat çekildi.
GAZZE VE KÜRESEL ADALETSİZLİK GÜNDEMDE
Küresel güç mücadeleleri, jeopolitik çatışmalar, gelir adaletsizliği, otoriterlik ve teknolojik bağımlılık, İslam dünyasının karşı karşıya olduğu başlıca sorunlar arasında gösterildi.
Gazze’de yaşanan insani trajedinin, insan hayatının korunması ve uluslararası hukukun tutarlı biçimde uygulanması bakımından küresel vicdan için önemli bir sınav olduğu vurgulandı.
İslam dünyasına kendi sorunlarıyla yüzleşme çağrısı yapılan bildirgede, hukukun üstünlüğünün güçlendirilmesi, bilimsel üretimin desteklenmesi ve eğitimde eleştirel düşüncenin geliştirilmesi gerektiği ifade edildi.
ORTAK GELECEK İÇİN ORTAK SORUMLULUK
Bildirgenin genel değerlendirmesinde, birlikte yaşamanın farklılıkları ortadan kaldırmak anlamına gelmediği belirtildi. Herkesin haklarını, güvenliğini ve ortak geleceğini gözeten bir sorumluluk anlayışının geliştirilmesi istendi.
Üniversitelerin, sivil toplum kuruluşlarının ve ilgili kurumların bu süreçte ortak sorumluluk üstlenmesi gerektiği kaydedilerek, insanlığın geleceğine adalet, merhamet ve sorumluluk temelinde katkı sunulması çağrısı yapıldı.